Epifiz Bezi Nedir?

İsmini çam kozalağından alan (pinecone) ve İngilizce'de 'pineal gland' olarak geçen epifiz bezi hipofiz bezinin arkasında bulunan bezelye büyüklüğünde bir organdır. Organlar arasında en son keşfedilenlerdendir ve hakkında yapılan araştırmalar çok yenidir. 17. yüzyılda Descartes ruhun epifiz bezinde bulunduğunu öne sürmüştür. Çoğu spiritüel pratikte ve inanışta da bu organ 3. göz olarak adlandırılmaktadır. 

 

Epifiz Bezi'nin Beden İçindeki İşlevi

Günümüzde epifiz bezinin işlevi hala tartışılmasına rağmen şüphesiz olarak onu en öne çıkaran işlevlerinden biri uyku düzenini sağlayan hormon olan Melatonini salgılamasıdır.   Burada Melatonin üzerinde çok durmayacağız ama üzerine araştırmanızı önereceğim hormonlardandır kendisi. Kardiyovasküler rahatsızlıkların önlenmesi, uyku düzeni ve kalitesi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, hücre yenilenmesi gibi birçok önemli konuda başrol olan en güçlü çok işlevli antioksidanlardandır. 

Vücudumuzun doğal ritmi olarak adlandırılan sirkadiyen ritmi Melatonin salınımı yani epifiz bezi ile doğrudan ilişkilidir. Burası bizim içsel saatimiz ve takvimimizin bulunduğu yerdir! Epifiz bezi tüm vücudunuza günlerin kısaldığını ya da uzadığını, dışarının karanlık mı aydınlık mı olduğunu, hangi mevsimde olduğunuzu söyler. Jacob Liberman kitabı 'In Light: Medicine of the Future' da epifiz bezlerinin boyutlarının canlıların bulunduğu coğrafi konumlarına göre ( ihtiyaçlarına göre) nasıl değişkenlik gösterdiğinden bahsetmiştir. Ekvador'a daha yakın canlılarda daha küçük epifiz bezlerine rastlanmıştır. Canlının bulunduğu ortama sağladığı adaptasyona duyduğu ihtiyaç ne kadar fazlaysa epifiz bezinin de o kadar büyük olduğu görülmüş. 

Epifiz bezi geceleri ışık azaldığında en fazla Melatonini salgılamaya başlar. Ona gözler aracılığı ile gelen 'ışık bilgileri'ni tercüme eder ve bunlar aracılığı ile oluşturduğu hormonal mesajları tüm bedene yollar!  Ona bu yüzden düzenleyicilerin düzenleyicisi de denmektedir. Epifiz bezi gerçekliği nasıl algıladığınızı belirler ve gerçeklik algınızı değiştirebilir. 

Ergenlik dönemine kadar çok yoğun çalışan epifiz bezi ergenliğin bitişi ile küçülmeye ve daha az Melatonin salgılamaya başlar. (Ergenlik çağının sonuna kadar bireylerin uyku ihtiyacının fazlalığı da buradan gelmektedir.) 

Endokrin sisteminin bir parçası olan epifiz bezi üreme hormonlarının salgılanması ve doğurganlık ve menstural döngüler ile de ilişkilendirilmektedir. Sezgilerimizin ve gözlerimizin görebildiğinin ötesine açılan kapı olan epifiz bezinin öneminin arka plana konulması, doğurganlık, üreme ve menstural döngüler konularının tabulaştırılması içimizdeki yaratıcı gücü görmemizi engellemek için midir? İçimizde uyanmayı bekleyen bu yüksek potansiyellerin önündeki engelleri nasıl kaldırabiliriz? 

Epifiz Bezinin Kireçlenmesi 

Beynimizin diğer bölümlerinden farklı olarak epifiz bezini izole eden bir kan bariyeri yoktur. Epifiz bezi böbreklerden sonra bedenimizde en fazla kan akışının olduğu organdır. 

1990'larda Britanyalı bilimsel araştırmacı Jennifer Luke  deneklerinin epifiz bezlerinde yoğun bir florür (fluoride) birikimi olduğunu keşfetmiştir. Pestisitlerde en yoğun bulunan florürün bedenimizin diğer bölümlerindense en çok epifiz bezinde biriktiği gözlemlenmiştir. Bu süreç epifiz bezinin çevresinde sert bir kabuğun oluşumuna sebebiyet veren fosfat kristallerini oluşturur. Buna epifiz bezi kireçlenmesi adı verilir. Epifiz bezi kireçlenmiş bir bireyin kendi bedeninin doğal ritmi ve doğa ile olan bağlantısı zayıf olup beyninin tüm potansiyelini kullanmasına engel olur.

2019 yılında yapılan ve Biological Trace Element Research'te yayımlanan bir araştırmada, florürsüz bir beslenmeye geçen farelerin epifiz bezlerinde büyüme gözlemlenmiştir.

Epifiz bezi kireçlenmesi gezegen üzerindeki insanları içgüdülerinden, üzerinde yaşadıkları gezegenden ve birbirlerinden kopuk bir hayat yaşamalarına sebebiyet vermektedir. Epifiz beziniz kireçli ise;

- Medyanın yanlış yönlendirmelerine

- Yanlış inanç sistemlerine

- Manipülasyona açık hale gelirsiniz.

Epifiz Bezini Kireçsizleştirmek

Epifiz bezini kireçsizleştirerek;

- Vücudun salgıladığı Melatonin hormonu miktarını arttırmak

- Uyku düzenini sağlamak ve uyku kalitesini arttırmak

- Vücudun doğal ritminin düzenlenmesi

- Sezgilerin ve içgüdülerin güçlenmesi

- Üreme hormonlarının artışı ile doğurganlığın artması

- Bağışıklık sisteminin güçlenmesi

- Sağlıklı kan hücrelerinin artışı

- Hücre yenilenmesinin hızlanması

- Yaşam süresinin ve kalitesinin artması

- Karar verme ve idrak süreçlerinin iyileşmesi

- Doğal bir biliş haline geçilmesini sağlarsınız.

Bu değişimlerin ışığında artan sağlıklı kan hücrelerin tüm bedeninize ve organlarınıza ulaşması ile birlikte tüm bedeniniz yenilenir ve köklü bir değişim geçirir.

Sağlıklı ve iyi işleyen bir epifiz bezi bu Dünya'ya geldiğiniz andan itibaren doğuştan hakkınız olan en yüksek potansiyelinizi yaşamanıza yardımcı olur. Gözünüzün önündeki sisli perdenin kalkması ile birlikte hayata ve gerçekliğe olan bakışınız netleşir ve böylece hayat pusulanızın ibresini daha rahat görmenize, yolunuzda yürürken iç sesinizi dinlemenize yardımcı olur.

Epifiz bezinizi kireçsizleştirmek için tüketebileceğiniz ve yapabileceklerinizden bazıları:

- İyot: Deniz yosununlarında bulunan bir mineral olan iyot ayrıca bedenden ağır metalleri de temizler! (sofra tuzundaki işlem gördüğünden bu kategoride değildir)

- Spirulina, Cholorella ve Buğday Çimi Tozu gibi süper yeşil besinler sadece epifiz bezi için değil tüm beden için şifa deposudur!

Zerdeçal

- Shilajit: Shilajit Himalaya Dağları'ının karanlık çatlaklarında milyonlarca yıl korunmuş olan bitki materyallerinden üretilen ve içerisinde fulvik asit de dahil olmak üzere 85'ten fazla iz mineraller içeren bir çeşit reçinedir.

- Çiğ Kakao: Antioksidan deposudur ve mutluluk molekülü olarak bilinen Anandamide içerir! Kan basıncını düzenler, damar sağlığına iyi gelir.

- Çiğ Analı Elma Sirkesi: Bağışıklık sistemini güçlendirir ve ağır metalleri bedenden temizlerken ihtiyacınız olan bir sürü mineral ve vitamin ile doludur!

- Boron:  Bu mineral en fazla avokado, badem, muz, fasülye, pancar, nohut,  fındık, cevizde bulunur.

- Mavi ışığa daha az maruz kalmak

- Haberlerden ve manüpile edici yayınlardan uzaklaşmak

- Florürsüz bir diş macunu kullanmak

- Olabildiğine organik, doğal ve bitkisel beslenmek

- Sentetik kalsiyum ve takviyelerden uzak durmak

- Yapışmaz tavaları hayatınızdan çıkarmak

- Sigara, alkol, kafein, şeker ve uyuşturucuyu hayatınızdan çıkarmak. Çıkaramıyorsanız da kullanımınızı minimuma indirmek.

- Düzenli ve kaliteli bir uyku düzeni kurmak.

Epifiz Bezi ve Spiritüel Uyanışlar

Mısır'dan Antik Yunan'a, Vatikan'dan Budist tapınaklarına her yerde çam kozalağı suretinde karşımıza çıkan epifiz bezi sembolizmi asırlardır Dünya'nın dört bir yanında spiritüel aydınlanmayı ve uyanışı temsil eder.

Spiritüel uyanışın başlangıcı ile epifiz bezi çok daha aktif çalışmaya başlar. Bu kişinin durugörüsünün açılması, sezgileri, rehberleri ve iç dünyası ile olan bağlantısını güçlendirir. Meditasyon pratiğinin derinleşmesi ile beraber alınan mesajlar ve içgörüler artar, netleşir. Yaşanan açılımlar da bu süreçle beraber artış gösterir. 

Epifiz bezinin aktive olması ile beraber iki kaşın arasındaki bölgede karıncalanma/baskı hissiyatı, gözlerde ışığa hassasiyet, koku alma, duyma ve tat alma duyularında artış, daha keskin ve net görme, çevredeki titreşimleri hissetme ve görme hisleri ortaya çıkar. Kendinizi bir anda yüksek çözünürlüklü bir televizyona geçiş yapmış gibi hissedebilirsiniz. Her şey çok daha parlak, cezbedici ve ilginç görünür. İçinizdeki çocuğun tekrar uyanması ile beraber merak duygunuz artar ve içine adım atmış olduğunuz bu Yeni Dünya'yı keşfe çıkarsınız.

Epifiz Bezi Hakkında 

Epifiz bezi hakkında sadece tek bir paylaşım sınırlarınızı kaldıran bu organ için çok sınırlandırıcı bir yaklaşım olurdu. Bu yüzden de yakında daha fazla bu konu üzerinde yazılar bekleyebilirsiniz.

Dilerseniz burada yazılanlardan sadece birini veya birkaçını hayatınıza dahil edin ya da sadece öğrendikleriniz size yolunuzda ışık olsun. Ne olursa olsun hayatınızda doğal olarak süregelen bir değişim vardır ve sizin ona izin verdiğiniz hızda devam eder durur. Burada ne yanlış ne de doğru vardır. Değişimin kendisi içimizde başlar ve dalgalar halinde tüm Dünya'ya yayılır. Ne alınan bir nefes, ne söylenen bir söz, ne de atılan bir adım boşa gider. Hepsi önemlidir, hepsi dönüştürücüdür. Bu yolda hep beraber olduğumuz için sizlere teşekkür etmek isterim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, sevgi ve ışıkla kalın!